Günlük Tutmak

Günlük tutanları hiç anlayamadım. Aslında okunmasını istemiyor ama şunu iyi biliyor. Birileri her an bir şekilde ona ulaşıp okuyabilir. Bu korkudan mı keyif alıyor, bunu bir adrenalin olarak mı görüyor veyahut bu bir mücadele, gizlice günlük okuyucularla sürdürülen bir savaş diye mi düşünüyor?

Başkası okumayacaksa neden yazıyor? Neden sürekli yazmalı? Neden günlük? Üşengeç biri haftalık veya aylık yazamıyor mu? 3 ay önce yaşadığım ve yazmayı unuttuğum bir şey varsa o güne geri giderek yazabiliyor muyum yoksa iş işten geçmiş mi oluyor? Günlük nasıl yazılır, hangi konular yazılmaya layıktır, hangileri değil ve sınırları var mıdır?

Başkasının asla okuması istenmeyen şey için okuyucu olarak kalan tek kişi yazanın kendisi oluyor. Yazan kişi sonradan geri dönüp günlüklerini okuyor mu? Okumuyorsa/okumayacaksa neden yazıyor amk. 🙂 Bir de yazdığı günlükleri kitap haline getirip yayınlayanlar, günlüğün gizliliği ve başkası tarafından asla okunmaması gerekliliği kurallarını çiğnemiş, diğer günlükçülere ihanet etmiş mi oluyor?

Günlük yazmaya başlayıp, günlüğe yazmaya uygun kayda değer bir şey olmayınca/bulamayınca, işlerin kesat mı olduğu düşünülüyor? Acaba sırf günlüğe yazmalık bir şeyler çıkarmak için davranmayı istediği şekilden farklı davranıp farklı tepkiler veriyorlar mı?

Günlükte bir yerlerde bahsedilen ve acımasızca eleştirilen insanlardan bunun için izin almak gerekmez mi? Telif veya hakaret suçu doğurmaz mı? Cevap hakkı bile mi doğmaz?

Günlükçüler içten içe yazdıklarının okunmasını istiyor olabilir mi? Normalde bir şeyler yazdım okuyun dese kimsenin veya beklediği kadar kimsenin okumayacağını düşünüp ve bu nedenle gizem katıp merak uyandırmak için yapıyor olabilir mi? Yani gizlice ulaşıp habersizce okuduğun şey aslında zaman ayırmak istemeyeceğin boktan bir yazı dizisi olabilir ve oyuna gelmiş olabilir misin?

“Var yaa! Benim yaşadıklarımı film yapsan acayip izlenir haa” diyenler ile yaşadıklarının mutlaka kayıt altına alınması gerektiğini düşünüp günlük tutanların arasında nasıl bir ilişki var?

Blogger’lar günlükçülere tepki olarak mı yazmaya başladılar? Yazdıklarını tanıdıkların, çevresindekilerin okumasını geç, tanıdık tanımadık Dünyadaki herkesin okumasının bir sakıncası bulunmadığını göstermek için mi yazıyorlar?

İşte tüm bunlar, sırf sormuş olmak için sorduğum ve cevabını asla merak etmediğim sorular…

Günlükler ile ilgili gereksiz bir sürü soru sorduğumuza göre kapanışı yazmak ile ilgili birkaç düşüncemi belirterek yapmak istiyorum.

  • Düşenerek/tasarlayarak yazmak, hem yazmayı zorlaştırıyor hem de yazıyı samimiyetten uzaklaştırıyor.
  • Okumadan yazmak imkansız değil ama çok zor. Daha önce okuduğun şeylerden etkilenmeden yazmayı başarmak da bir o kadar zor.
  • Boktan hikayelerin yazıya dökülmesi ve abartılı betimlemelerle ağdalı dil ile süslenip itelenmesi ve buna da uyanılmayıp, okuyanların beğenisini kazanması ilginç. İstisnasız tutuyor. Basit cümleler ile hikayeyi anlatmak anormal karşılanıyor.
1 Yorum

Bir Cevap Yazın