Anlamlandırmak

Kişisel gelişim kitaplarından nefret ediyorum. Onlardan medet umanlara veya faydası olacağına inananlara üzülüyorum. Kişisel gelişim ile ilgili yazan, anlatan yani bundan bir kazanç elde etmeye çalışan herkesin, bunlardan medet uman veya faydası olacağına inanan, bu nedenle acınacak durumda olan insanları dolandırmaya çalışan kalpazanlar olduklarını düşünüyorum. Motivasyon seminerlerini, başarısından bahsetmeye ancak başardıktan sonra cesaret edebilen özde başarısız sözde başarılı insanların başarı hikayelerini, ancak baskı ile korkutma ile tehdit ile çalıştırmayı başarabilen, yönetememesini böyle bir yöntem ile gizleyen yıkıcı insanların yöntemlerini sevmiyorum.

Başarı hikayesi anlatacak adamın henüz o işi başarmamış veya başarmadan çok önce o işi anlatmış olması gerekir. Dünya’nın en zengini olabilmiş bir adama haydi anlat bakalım nasıl da böyle zengin oldun demek ve onun da anlatmaya başlaması en iyi tabir ile asalaklığın anlaşmasıdır. Varsa, henüz hiçbir şeyi yokken, şunu şunu yapacağım, şu yöntemleri kullanacağım ve şu kadar zengin olacağım veya başarı elde edeceğim diye yıllar önce bunu teknik bir dil ile anlatmış ve bugün de o anlattıkları harfiyen olmuş biri, işte o kişiye bir şeyler anlattırılabilir, o kişi dinlenebilir belki.

Başarının ne olduğunu bilmeyen, başarıya, kendine özgü, kendisine en yakın anlamı yüklemeye çalışması ve bunun için çabalaması gerekirken, popüler veya güçlü olanların bu başarıdır dediği her şeyi, hiç sorgulamadan ölçüt kabul eden ve bunun için hazırlıksız koşar adım bir mücadeleye giren, eksik olduğu her şeyin içini doldurmak yerine üstünü örtmeyi tercih ederek ve örtüyü kaldırmak isteyen biri olursa ona kin güderek, onu yok etmek isteyen, her türlü hile ile sözde başarıya ulaşanlara ve bunu pazarlayanlara da ayrıca üzülüyorum.

Bu hayatta, anlamı oluşmuş, oturmuş, toplum tarafından o şekilde kabul görmüş neredeyse her şeyin, o anlamını görmezden geliyor, asla kabul etmiyor ve doğru veya yanlış, eksik gedik de olsa o şeye kendim anlam vermeye çalışıyorum. Çoğu kavramın benim nazarımda özel anlamları var. Ancak bunu yaparken, farkında olmadan etkilendiklerim, benim yüklediğim anlamı, bana özel olmaktan çıkarıyor mu diye çok tereddütlerim oluyor. Bunun yanında kendim anlam yükleyeceğim diye var olan anlamlar ile de özellikle mi inatlaşıyorum bilemiyorum. Yani normalde o anlam hiç olmasa veya benim o anlamdan hiç haberim olmasa belki aynı anlam veya ona çok yakın bir anlam verecekken, o anlamdan haberim olduğu için, önyargımdan kaynaklanan doğal bir muhalefetin, benim bu anlamı vermeme engel olarak, beni, gerçekte istemediğim, ancak bedenimdeki azınlık muhalefet grubun istediği bir anlamı kabul ettirmiş olma ihtimalinden çok korkuyorum.

Bu arada, kendi iç dünyam ile ilgili olarak çoğulcu demokrasiye inanıyorum. Tam demokrasi, tüm Dünyada olduğu gibi iç dünyamda da işlevsel olamıyor. Süreçlerin tıkanmasına neden oluyor. 🙂 Çoğulcu demokrasiler ile ilgili en büyük tehlike, çoğunluğun eğitimsizliği oluyor. Bu konuda en yakınımdaki Dünya ülkelerinin yaşadıklarını görerek iç dünya eğitimlerimi aksatmamaya gayret gösteriyorum. 🙂 Sonuçta eğitimsiz bir güruhun sırf çoğunluk olduğu için beni yönetmesini kabul edemem. 🙂 Eğitimli çoğunluk candır.

Aynı konu için zaman içinde birbirinin tam zıttı yönde yüklediğim anlamlar olabiliyor. Her konunun diğerleri ile olan iç içeliği/etkileşimi nedeniyle bir konudaki anlam değişikliği diğer konulara da sirayet ediyor ve toplu anlam değişiklikleri yaşanabiliyor. Torba yasa gibi. 🙂

Anlamını değiştirdiğim konu ile ilgili olarak değişikliği hangi nedenle yaptığım belli olmuyor. Bazen yanlış bildiğim bir bilginin doğrusunu öğrenmem ile, bazen çok hakim olmadığım veya kişi ise çok tanımadığım şeyleri/insanları daha yakından deneyimledikçe/tanıdıkça o konularla/kişilerle ilgili düşüncelerim, verdiğim/yüklediğim anlamlar değişebiliyor. Hedef mümkün olan en az sayıda anlam değişikliği olsa da tahminlerimin çok üzerinde sıklıkla bu durum gerçekleşiyor.

Bu kadar anlam değişikliği olacağını tahmin etmediğim, bu durumu ön göremediğim zamanlarda, yüklediğim anlamların doğruluğuna/olmazsa olmazlığına inancım da doğru orantılı olarak çok fazlaydı. Sorgulanmalarına izin vermek istemiyor, sorgulayanları da ön ve peşin yargılar ile karşılıyordum. Ancak anlam değişikliklerinin beklentimin çok üzerinde olması, yüklediğim anlamlara olan olmazsa olmazlık duygumu azalttı. Yapılan sorgulamaları daha olumlu karşılıyor, hatta yapılan sorgulamaları, verdiğim anlamları olgunlaştırmada bir destek olarak kullanıyorum.

Verdiğim farklı anlamlardan konu ile ilgili basit bir örnek vererek kapanışı yapıyorum. Normal şartlarda yazılar giriş gelişme ve sonuçtan oluşmalıdır. Böyle bilinir, böyle uygulanır. Çoğu insan kural böyle olduğu için yazar sonucu ancak ben sadece sonuç yazmak istediğimde yazıyorum. Mesela bu yazıyı bir sonuca bağlamak istemiyorum. 🙂

2 Yorum

Bir Cevap Yazın